Her şey bir kahve ile başladı...

Arkadaşlık dostluğa dönüştü ve bu dostluk bir gün bizi bir masal dünyasına taşıdı. Şimdi birlikte hayal edip çamura şekil veriyor, renklerle süslüyor, sizler için çok özel parçalar üretiyoruz. Niyetimiz özgün, nesillere aktarılabilir, kaliteli ve şık ürünlerle hayatınıza renk ve keyif katmak.

Lali Design Studio olarak, her biri el yapımı ve özel olarak tasarlanmış eşsiz parçalar üretiyor, kalite ve sürdürülebilirliği esas alarak hazırladığımız çok özel serileri sizlere ulaştırıyoruz.

Porselen ağırlıklı üretimimizi seramik parçalarla çeşitlendirerek, sofradan dekorasyona hayatınıza keyif, şıklık ve özen katmak bizim için çok önemli.

Porselen bir fincana ya da seramik bir kaseye muhakkak dokunmuşsunuzdur. Günlerce emek verilen parçalar karşınıza geldiğinde siz sonucu görürsünüz. Bizse bu tarafta onların ruhlarıyla iç içeyizdir.

Kendinize veya özel günlerde sevdiklerinize anlamlı hediyeler vermek için, el yapımı porselen bir parça çok şık olacaktır. Her şeyin seri üretim olduğu, özensiz ve benzeri ile sık sık karşılaşacağınız ürünler yerine, kişiye kendini özel hissettiren ürünlerin tercih edilmesi her zaman en kıymetli olandır.

Size biraz bu dünyanın karakterlerinden bahsetmek istiyoruz ;

Porselen; nazlıdır, mesafeyi sever. Seramik ise her yerde herkesle sohbet edebilen o neşeli kadındır. Her ikisinin de ortak noktası özen, hassasiyet ve sabır istemeleridir. Porselen zariftir. Kırılgan görünür ancak güçlüdür. Seramik kapris yapmaz, uyumludur. Doğası gereği renkli ve güven vericidir. Her an, her sofrada kullanabilir, sevdiklerinize hediye edebilir ve el yapımı seramik parçalarla mutfağınıza renk ve neşe katabilirsiniz.

El boyaması ürünlerin albenisi, boyayanın mahareti kadar fırçanın da insafına kalmıştır. İlk bakışta birbirinin aynı gibi duran desenler, tek tek elde işlenirken aslında kendine has, o anın izini taşıyan, bir eşi daha olmayan parçalara dönüşür.

Sır, adı üzerinde sırdır. Defalarca aynı sırrı kullanmış olsanız da, her seferinde farklı tonlarla ve desenlerle çıkar karşınıza. O yüzden her fırın açılışı başka bir heyecandır.

Büyük bir özenle tek tek elde şekillendirdiğimiz parçaların üzerinde gördüğünüz pırıltılar, yüksek kalite altın içeriği ile şıklığı tamamlayan en önemli unsurlardandır. Fakat altın kullanmak özel bir teknik ve ustalık işidir. El emeği ile şekillendirip altınla süslediğimiz porselen fincan, tabak, kâse ve sürahi gibi çok özel parçalardan kendimiz için de üretip sofralarımızı süslemeyi biz de çok seviyoruz.

Günün sonunda her bir parça tam üç kez fırınlanarak farklı aşamalardan geçiyor. Dolayısıyla tek bir ürünü sıfır noktasından sofraya ulaştırmak zaman ve sabır isteyen bir süreç.

Kısacası belki gün içinde kahve içtiğiniz bir fincan, limonata doldurduğunuz bir sürahi ya da bir salata kâsesi, ıslak çamurdan ibaret olan o ilk halinden itibaren büyük ilgi ve özen istiyor. El yapımı ürünler kullanmanın belki en güzel yanı da bu; her parça tek tek elde şekillenip boyanarak, sırlanıp altın dokunuşlarla tamamlanıp sizin için hazırlanıyor. Her parçada yapan kişinin, yapıldığı anın izleri var. Biz de galiba en çok bunu seviyoruz. Bıraktığımız izlerle pek çok hayata katılıp, sohbetlere eşlik ediyor ve bu keyifli yolculukta her geçen gün daha da kalabalıklaşıyoruz.

Biz Kimiz?

Gökçen Gülenç

2009 yılında İstanbul’dan Gümüşlük’e taşınması ile başlayan seramik macerası, İstanbul’a geri dönüşü ile çizim, illüstrasyon, grafik tasarım gibi alanlarda devam etti. Bodrum’daki huzurun ardından metropolün karmaşa ve gürültüsüne bir müddet tahammül etti ancak bu çok uzun sürmeden hayatını tekrar Bodrum’a taşıdı. Sevdiği işi yaparak, önce hayattan keyif almayı amaçlayarak 2019 yılında Lali Design Studio’yu kurdu ve porselene odaklanarak üretmeye başladı. Hayal ettiklerini somutlaştırmanın ve paylaşmanın hazzını hiçbir şeye değişmediği dünyasında, her gün daha iyisine ulaşmak için keyifle çalışmaya devam ediyor.

Zeynep Burcu Çetin

İstanbul’da psikolog olarak çıktığı yola 14 yıl senaryo yazarı olarak devam ettikten sonra bir noktada öyle sıkıldı, öyle sıkıldı ki “Tamam” dedi, “Yeter!” Tam ne yapabilirim diye düşünürken uzaklardan, ta Bodrum’dan bir ses yükseldi “Hadi kalk gel, atölyeye dalalım!”. Sevgili dostundan gelen bu çağrıya uyup önce derin bir nefes aldı ve birkaç gün içinde hayatını sıfırlayıp bambaşka bir coğrafyada, bambaşka bir iş için kolları sıvadı. İstanbul’un kaos ve gürültüsünden uzakta, Gökçen ve Lâl (6) ile birlikte cırcır böcekleri, geceleri bahçeye gelen kirpi ve 2 kedi ile birlikte çeşit çeşit çamurların, boyaların, sırların arasında hayalleri gerçeğe dönüştürmenin keyfini çıkarıyor.